Bu soruya cevaben deriz ki: Asıl mesele, kötü komşu ile geçinmektir.
İyi komşu ile herkes geçinir. İkramım ve iyiliğini gördüğü komşusuna herkes ikram eder, herkes iyilikte bulunur. Marifet kötü komşuya ikramda bulunmaktır. Kötü komşuya nasıl davranmalı? Yahut kötü komşu ile geçinmek nasıl mümkün olur?
Ondan gelen veya gelmesi muhtemel eziyetlere, sataşmalara sabır ve tahammül göstermek suretiyle mümkündür. Yoksa az önce söylediğimiz gibi iyi komşu ile faydasını gördüğün komşu ile herkes geçinir. Asıl mesele, asıl marifet kötü komşuyu yola getirmek, onu irşat ve ıslah etmektir.
Sonra, komşunun ufacık, bir hatasını büyütüp mesele haline getirmek, bir Müslümana yakışmaz. Bu kadar eften püften, fındıkkabuğu doldurmayacak şeyleri mesele yapıp komşuya hakaret etmek, onunla kavgaya tutuşmak, ona saldırmak doğru değildir. Komşudan gelen bu ufacık zararları ve tedirginlikleri geçiştirmenin de elbette ki bir çaresi vardır. Ona münasip bir lisanla rahatsız olduğunu, yaptığı hareketlerden tedirgin olduğunu izah edersin. O da utanır, sıkılır ve hatalarını bir daha tekrar etmez, seni rahatsız edecek davranışlardan şiddetle kaçınır. Demek ki bütün mesele, sabır ve tahammül meselesidir. Mesele katlanabilmektedir.
Katlanabilirsen kötü komşu ile bile iyi münasebetler kurabilirsin. Ufak tefek hataları büyültmezsen iyi komşu olabilirsin. Komşunun suçunu af etmek, ona karşı duyduğun kin ve nefretleri unutabilmek, öfkeleri yutabilmek, senin için bir Müslüman olarak başarması önemli olan hususlardandır.
Böyle yaparsan mükâfat alırsın. Cenap-ı Hak, ihsan ve ikramda bulunan, varlıkta da darlıkta da sabretmesini bilen, insanların suçunu bağışlayan, onlara karşı duyduğu öfkeyi yuta-bilen, kişileri Kur’an’da övmüştür. Onlar için yer ve gökler kadar genişliği olan cenneti hazırlamıştır. Bu hususta şöyle buyurmuştur:
“Rabbinizin mağfireti ne ve takva sahihleri için hazırlanmış olan cennetteki eni göklerle yer (kadardır) koşuşun. Onlar (o takva sahihleri) bollukta ve darlıkta in-fak edenler, öfkelerini yutanlar, insanları kusurlarından af ile geçenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.”
İnsanları af edip onlara karşı öfkelerini yenenler bu kadar büyük bir mükâfata nail olurlarsa, komşularının kusurlarını af edip onlara varlıkta da darlıkta da infak eden, iyilikte bulunan kimseler, elbette ki bundan daha büyük bir mükâfata ve ecir nail olurlar. Onun için komşudan gelecek eziyetlere tahammül göstermek lâzımdır.
Onu iyilikle mahcup etmek, yaptığı kötülüğü yüzüne vurmamakla efendilik göstererek ona insanlık örneği vererek utandırmak gerekir. İşte kötü komşu ya böyle davranılırsa, kısa zamanda yaptığına pişman olur, çok geçmeden gelip özür beyan eder ve bağışlanmasını ister. Biz böyle komşuları çok gördük. Kötü komşuya kötü davranılmaz…