29 Mart 2016 Salı

ANA - KIZ MÜNASEBETLERİ

Baba-oğul münasebetlerini anlattıktan sonra, şimdi ana-kız münasebetlerine geçiyoruz. Şurası mutlaka bilinmelidir ki, bir kız babadan çok ana’ya mühatab olmaktadır.


Kız, bu fani hayatta bir çok dertler ve problemlerle karşılaşabilir. Bir çok üzüntü ve kederle başbaşa kalabilir. İşte o dertlerini ancak kendi cinsinden olan annesine açabilir, üzüntülerinizde ancak onunla paylaşabilir. Onun içindir ki anakız ilişkilerine çok değer verilmelidir.


Kız erginlik yaşma geldiği zaman, karşılaşacağı ay-başı halini ancak annesine açabilir. O hususta gereken bilgileri ancak annesinden alır. Lohusalık hususunda da baş vuracağı merci yine annedir. Çocuk büyütme usüllerini öğrenmekte de ilk kapısını çalacağı kişi yine annedir. Evlilik hayatında karşılaşacağı bütün müşkülleri ancak anneye açabilir. Bu tabta da bilgiyi anneden alır.


Onun için gerek aybaşı ve gerekse lohusa zamanında ve gerekse kadınları ilgilendiren diğer hususlarda anne son derece bilgili olmalıdır. Çünkü eksik bir bilgiye sahip olursa, yahut bu mevzularda hiç bir şey bilmezse, kızma gerekli bilgileri veremez. Bir kadının da bilmesi lâzım gelen bilgiler vardır. Bilhassa ilmi hali öğrenmelidir. Çünkü Allah Rasûlü sallelahu aleyhi ve sellem ilme, bilhassa ilmi hale, çok önem vermiştir.


Onun için, bi£ kadın erkek gibi ilmi halini öğrenmelidir. Ay-başı müddeti hakkında bilgisi bulunmalıdır. Ay-başı müddetinin en azı üç, en çoğu on gün olduğunu, lohusalığını azma müddet olmadığının çoğunun müddeti ise kırk gün olduğunu bilmelidir. Boy ebdesti hakkında da bilgisi olması gerekir. Çünkü bilmezse öğretemez.


Anlamazsa anlatamaz. Hem kendi öz evladına, hem de etrafa karşı mahcup olur. Yarın kızı büyüdüğü zaman, erginlik çağma erip de bazı konularda annesine baş vurduğu vakit, gereken bilgileri veremezse ona karşı mahçup düşer, yüzü kızarır. Ana-kız münasebetleri derken, ilk akla gelen bunlardır.


Ayrıca anne kızma dikiş, nakış öğretmelidir. Anne kızma, büyüyüp evlendiği zaman, kocasına, kaynanasına ve kayın pederine nasıl hürmet edeceğini, büyükleri nasıl sayacağını, küçüklere karşı nasıl sevgi göstereceğini de öğretmelidir.  islami bilgiler yanında, Türklüğün gelenek, adet ve örfünü de öğretmelidir. Gideceği yerde, kocasıyla, kayın peder ve validesi ile hakkıyla geçinebilmesi için, bu ön bilgilerin kıza mutlaka verilmesi gerekir. Yemek pişirmesini, çamaşır yıkamasını, süpürüp temizlemesini bir kıza öğretmek, yine anne ye düşen görevlerdendir.


Kızı, dini bilgilerle teçhiz etmekte anneye düşen görevlerdendir. Bilhassa herkese açılamayacağı hususları öğretmek anneye düşer. Bunlar anne görevidir. Zaten anne-kız ilişkilerinden kasd edilen mânada budur…


“Kızma karşir “Kızım… Yavrum…” gibi şefkat ve merhamet kokan kelime ve cümlelerle hitab etmelidir. Kızma karşı, kaba, haşin ve sert davranmamalıdır…


“Sen kadın olmazsın! Amma da tenbelşin ha! Büyüdün, daha bir şey öğrenemedin. Sen kocaya gidersen ne yaparsın?” gibi söz ve cümleler sarf ederek kızın izzeti nefsi ile oynamamalıdır, kendine olan güvenini sarsmamalıdır. Şahsiyetini, benliğini zedelememelidir. Haleti ruhiyesi ne halel vermemelidir.


Kızı tenbel ve uyuşuk olsa bile, ona karşı teşvik edici ve uyarıcı cümleler kullanmalıdır. “Haydi yavrum, bilirim sen çalışkansın.. Beceriklisin!”  diyerek, gönlünü almalı, işe ve çalışmaya böyle teşvik etmelidir.


işte annelik budur! Biz nice kadınları tanırız ki beş para etmeyen kızlarını yetiştirip tam manasıyla kadın yapmışlardır. Yeteneksiz kızlarını, tatlı dil kullanarak kabiliyetli ve son derece yararlı hale getirmişlerdir. işte bütün bunlar, zekâ ister… Kabiliyet ister… Hepsinden öte, sabır, azim ve gayret ister .


Şurası da Bir hakikattir ki, kız yetiştirmek her kadının harcı değildir. Sonra, kadınlık, yalnız erkeğin cinsî arzusunu tatmin etmek demek değildir.Hele şehvet aleti hiç değildir. Bazı şehvet perestlerin anladığı veya anlattığı gibi şehvet kamçılayıcı hiç değildir…


Bunun tamamen aksine, kadınlık başlı başına bir müessese, başlı başına bir okuldur! Başlı başına bir yuvadır! Kız olsun erkek olsun tüm evlatların yetiştirilmesinde, terbiye edilip cemiyete kazandırılmasında kadınların pek büyük rolleri vardır. Evet evlerinin bir melikesi olan annelerin bu babtaki rolleri pek büyüktür.


Kızlarının yetişmesinde başlıca sorumluluk onlarındır..


Baba, nasıl aile reisi ise, anne de ondan sonra hanenin biricik reisidir. Evlatlannın başlıca ve biricik mürebbiyesidir.. Kız evlat,, okula gitmeden önce ilk terbiyeyi anneden alır.”Baba ocağı… Anne kucağı…” deyimlerini beyhüde mi kullanmışlardır?


Baba ocağında büyüyen, anne kucağında terbiye görüp yetişen genç kızın, gerçek manada  eş olabilmesi, mükemmel bir şekilde anne olabilmesi hiç şübhe yök ki annesinin zamanında kendisine vereceği kıymete ve dikkate bağlıdır.


Şayet annesi onu yetiştirememiş ise, ona gerekli terbiyeyi verememiş ise, Onu İslam ahlakı ile teçhiz edememiş ise hülâsa ona İslamlığı ve insanlığı öğretememiş ise, ona kadınlığın ne olduğunu, ne olmadığını anlatamamış ise, hiç şübhe yok ki onun maddi hayatı ile birlikte manevî hayatını da kati etmiş


Onun istikbali ve istiklali ile oynamış olur;çünkü böyle bir kız istikbalde hiç bir şey yapamaz, fikren de istiklali elden gider, adeta çevresinin kuklası ve oyuncağı haline gelir. Herkes onunla alay eder, herkesin müstehzi nazarlarına maruz kalır. Mânen yıkılır gider.


İşte bunlara meydan vermemek için bir annenin yapacak olduğu görevleri vardır. O görevleri yaparsa bunlara meydan vermemiş olur. Kızının hem maddi hem de manevî hayatını kurtarmış olur. Bir anne şunu da hatırdan çıkartmamalıdır: O her şeyden önce kocasının evinde bir raiye  gözetici, koruyucudur.


îmam Buharî ve Müslim’in ittifak ettikleri bir Hadiste Allah’ın Rasûlü sallellahu aleyhi ve sellem onun hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Kadın, kocasının evinde bir Raiye koruyucudur. Raiyesinden korunmakla görevli olduğu şeylerden mes’uldür.”


Korumakla yükümlü olduğu şeyler hiç şübhe yok ki başta evlatları gelir. Sonra da kocasının mallan. Evlatlarını iyi korumamış ise bilhassa kızlarına göz kulak olamamış ise, onlara gereği gibi gerçek terbiyeyi verememiş, istikbale tam manasiyle hazırlayamamış ise bilsin ki mutlaka O sorumludur!


Bütün bunların hesabım muhakkak Allah’a verecektir. Şurasını da hatırdan çıkarmamak lazımdır : Anneler, ailenin temel taşlandır. Bir toplumun oluşması, bir milletin gelişmesi annelere bağlıdır.