İsa ile Nikodim
Yahudilerin Yüksek kumlunun Nikodim adlı bir seçkin bir önderi vardı. Nikodim bir gece Isa’yı görmeye gitti. Yüksek Kurulun üyeleri, ihtiyarlar ve din önderleri arasından seçilirdi. Onların arasında Ferisilerin de olduğu bir gün vardı. Ferisiler Isa’yı istemiyorlardı.
Ne var ki, Nikodim öbür Ferisiler gibi değildi. Isa’ya, “RabtJi senin Tanrıdan gelmiş bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü kimse senin yaptıklarını Tanrıdan yardımı olmaksan yapamaz’ dedi. Nikodim Isa’dan daha çok öğrenmek istiyordu. Isa da bunu bildiğinden onu gerçek kurtuluşa yöneltmek istiyordu. Isa, “Bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrının Egemenliği1™ göremez* diye söze başladı
Nikodim Isa’nın bu sözünü anlamadı. Şaşkın şaşkın, ‘İnsan ikinci kez yeniden doğabilir mi?* diye sordu. Isa, Kutsal Yasa ile kurtuluşa erişilemeyeceğini anlatarak Nikodim’e doğm yolu göstermek istiyordu. Bunun için, “Bir kimse sudan ve Ruhtan doğmadıkça Tanrının Egemenliği göremez* dedi. Nikodim yine anlayamayınca bir benzetmeye başvurdu.
Tanrının Ruh’u bir rüzgara benzer. Rüzgar estiği zaman ağaçlan eğip, yerdeki kummuş yapraklan ve tozlan uçurur. Biz rüzgarın kendisini göremeyiz, ama estiğini biliriz. Onu hissederiz. Estiğini hareket ettirdiği şeylerden anlarız. Kutsal Ruh da içimize girdiği zaman bizim yaşantımızı değiştirir. Kutsal Ruh yaşamımızdaki tüm kötü şeyleri ve günahları bizden uzaklaştırabilir. Biz bu farklılıklan görerek Kutsal Ruhün içimizde olduğunıubiliıiz, hissederiz. Dolayısıyla Tanrıhın yaptığı her değişiklik yeni bir yaşam kaynağı olur. Biz de yeniden doğmuş gibi oluruz.
Nikodim Isa’ya, ‘Bunlar nasıl olabilir? diye sordu. Isa Kutsal Yazılardan bir örnek kullanarak açıklamaya başladı. ‘Musa çölde yılanı nasıl yukan kaldırdıysa, İnsanoğlunun da öylece yukan kaldırılması gerekir* dedi İsrail halkı çölde dolaşırken isyan etti. Tanrı onlann arasına yakra yılanlar gönderdi. Birçok kişi öldü. O zaman halk yaptığı yanlışın farkına vararak Musa’ya gitti. Ona, Tanrıya yalvar da bizi bu yılanlardan kurtarsın* dediler. Musa Tanrıya yalvardı. Rab Tanrı Musaya, Tunçtan bir yılan yap ve onu bir smk üzerine as. Ona bakan yaşayacaktır* dedi. Yılan tarafından ışınlan her kim iyileşeceğine iman ederek tunçtan yılana bakbysa kurtuldu.
İşte bunun gibi kurtuluş Isa Mesih’tedir. Isa sözlerini şu önemli ayetle tamamladı. ‘O’na iman eden sonsuz yaşama kavuşacaktır. Çünkü Tanrı insanları o kadar çok sevdi ki biricik Oğlunu verdi. Öyle M O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi. Dünya onun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.”
Isaya bakan ve Onu kabul eden kurtulacaktır. Tanrı kendisini kabul edenlere yepyeni bir yürek ve yepyeni bir yaşam verecektir. Onlar sonsuza dek Tanrıyla yaşayacaklar.
En Büyük Kimin Hikayesi
Bu sözü sık sık duyarız. Acaba en büyük kimdir? Herkesin gözünde bilileri en büyüktür. Isa’nın öğrencileri de yolda hani hani bu konuyu tartışıyorlardı. Gidecekleri Kefemahum’a vardıklannda Isa onlara sordu; “Yolda neyi tartışıyordunuz?*
Öğrenciler utanarak Isa’ya, “Tanrı’nm Egemenliğinde en üstün olan kimdir?* diye sorarak neden tartıştıklarını dile getirdiler.
Isa her şeyi biliyordu. Onlara gerçekten büyük olmak için nasıl davranmak gerektiğini gösterecek iyi bir örnek sundu. Küçük ve şirin bir çocûğu yanına çağırdı. Ortaya geçip, “Yollannızdan dönüp bu çocuk gibi olmazsanız, asla Tanrı’nın Egemenliğini göremezsiniz* dedi.
“Bu nedenle şu çocuk gibi kendisini alçaltan, Tanrı’nın Egemenliğinde en üstün olandır. Aranızda en küçük sayılan en büyüktür. Her kim benim adıma böyle bir çocuğu kabul ederse, beni kabul etmiş olur.”
Bir çocuk anne babasına bağımlıdır. Onlar olmadan yaşayamayacağını bilir. Anne babasına güvenir, onların kendi gereksinimlerini karşılayacağına inanır. Bir şeye sahip olmak isterse sorar ya da öylesine alır. İsteğini elde etmek için bir şeyler vermeye çalışmaz. Karşılık ödemek için çabalamaz. İsa da aynı şekilde bizi Egemenliğinde yaşatmak istiyor, ama Onun Egemenliğini çocuk gibi alçakgönüllü ve saf bir şekilde kabul etmeliyiz.
Onlara küçük bir çocuk gibi davran malan gerektiğini söyledi. Saf, içten, gururdan uzak bir şekilde kendilerini hizmete adamalarını dile getirdi. Çocukça bir imanla yaşamalarını ve Tanrıya bağımlı olmalarını istedi.
“Ama kim bana iman eden şu küçüklerden birini günaha düşürürse, boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denize dibine atılması kendisi için daha iyi olur. İnsanı günaha düşürecek tuzaklar olacaktır, ama bu tuzaklara aracılık edenin vay haline!” diyerek konuşmasını sürdürdü.
“Bu küçüklerden bir tekini bile hor görmekten sakının! Size şunu söyleyeyim, onların melekleri göklerde olan Babam’ın yüzünü her zaman görürler.’
Öbür yandan da Isa çocuklara ne kadar çok değer verdiğini gösterdi. Çocuklar Tanrı’nın gözünde çok özeldir. Rab Isa, çocuk gibi temiz yürekli olmazsak Tanrı’nın Egemenliğini göremeyeceğimizi söyledi. Çocukça imanımızı ve alçak gönüllüğümüzü hiçbir zaman yitirmeyelim.