8 Mart 2016 Salı

İsa’nın Çocukları Sevmesi ve Yaşam Suyu

İsa Çocukları Sever


İsa halka sık sık ders veriyordu. Onların hastalıklarını iyileştiriyor ve her biriyle ayrı ayn ilgileniyordu. Zamanını hep onlarla geçiriyordu. Bu yüzden çok meşguldü, öğrencileri de Oha yardım ediyorlardı.


Isa yine böylesine meşgulken bazıları çocuklarını Oha getirmek istediler. Çocuklarını İsa’ya getirmek istiyorlardı. İçtenlikle onun yanına varmak istediler, ama Isa’nın öğrencileri onları engelledi. “Görmüyor musunuz? Efendimiz çok meşgul Çocuklara ayıracak zamanı yok dediler.


Onlar, İsa çocuklarına dokunsun, onları kucağına alsın ve dua ederek kutsasın’ diye çabalıyorlardı. Bu onlar için müthiş bir mutluluk kaynağı olacaktı. Çocuklar bu anı kolay kolay unutamayacaklardı. Anneler sevinç ve umutla gelmişlerdi Kucaklarında ya da elleriyle tuttukları çocuklarıyla kalakaldılar. Kadınlar çok üzüldüler. Yüzlerindeki sevinç yerini düş kınklığma bıraktı. Böyle bir tepkiyle karşılaşmayı beklemiyorlardı. Üzüntüyle döndüler ve tam gidecekleri sırada bir bebek sanki Isa’ya sesini duyurmak istiyormuş gibi ağlamaya başladı. Isa bebeğin sesini duyunca o yöne baktı. Hemen olan ten kavradı ve, “Bırakın çocukları! Bana gelsin. Tanrının Egemenliği böylelerinindir” dedi.


Kadınları yanma çağırdı Çocuklara sevgiyle dokundu. Onları kucağına aldı, okşadı ve sevdi Çocuklara yönelik içten sevgisi ve sevecenliği harikaydı. Isa çocuklara ne kadar çok değer verdiğini gösterdi. Ellerini onların başının üzerine koyup dua etti, onları kutsadı Anneleriyle birlikte esenlik içinde gönderdi. Kadınlar çocuklarıyla büyük bir sevinç içinde evlerine döndüler, öğrenciler şaşkındı. Çocukların o kadar önemli olduğunu sanmıyor olabilirlerdi Belki de çocukların çok şeyi anlamayacağını düşünüyorlardı.


Oysa bahri yüreğinde çocuklar için ayrılmış çok özel bir yer vardır. Isa çocukların sahip olduğu güvenin, içtenliğin ve saf sevginin farkındadır. İşte bunun için çocuklardan uzak değildir, tüm çocukları sever. Onların her zaman kendisine gelmesini ister.


Yaşam Suyu


Isa Sihar adlı bir kente girdi. Sihar Yakup’un kendi oğlu Yusufa verdiği tartarın yakınındaydı ve Yakup’un kuyusu da oradaydı. Isa yorulmuş, sıcaktan terlemişti. Öğrenciler yemek almak için kasabaya gittiklerinden yalnızdı.


O sırada Samiriyeli bir kadın kuyuya su çekmeye geldi. Kadın nedense su çekmek için akşam serinliği yerine öğlen vaktini seçmişti. Isa, ‘Bana su ver, içeyim* dedi. Samiriyeli kadın şaşırdı. Gelenek ve göreneklere göre böyle konuşulmazdı.


Isa kadına, “Eğer sen Tanrı’nın armağanını ve sana, Bana su ver, içeyim” diyenin kim olduğunu bilseydin, sen O’ndan isteyecektin, O da sana yaşam suyunu verecekti.’ Kadın, ‘Efendim su çekecek bir şeyin yok. Kuyu da derin! Bu durumda sen yaşam suyuna nasıl sahip olursun?* diye sordu. Isa’nın sözünü ettiği su başkaydı. İçimizde öyle bir yönümüz var ki, onun susuzluğunu Tanrı’dan başka hiç kimse ya da hiçbir şey karşılayamaz.


Isa kadına kuyudaki suyu göstererek, ‘Bu sudan jçen herkes susayacak. Oysa benim vereceğim sudan içen sonsuza dek asla susamayacaktır. Benim vereceğim su, içenler için sonsuz yaşam fışkıran bir pınar gibi olacaktır* dedi. O zaman kadın Isa’nın ne demek istediğini anlamadı, ama ‘Efendim, bu suyu bana ver. Ne susayayım, ne de su çekmek için buraya geleyim* diye karşılık verdi.


Isa ona, “Git kocanı çağır ve buraya gel” dedi.


Kadın, ‘Kocam yok* diye yanıt verdi. Kadın günahlı bir yaşam sürmüştü. Isa onun günahlannın bilincine varması için sakladığı şeyi açığa çıkardı. ‘Doğru söyledin. Beş kez evlendin, şimdi de birlikte yaşadığın adam kocan değildir” dedi.


Isa’nın onun yaşamını böyle açıkça bilmesi kadını korkuttu. O’na, ‘Efendim anlıyorum ki sen bir peygambersin* dedi. Ardından, ‘Atalarımız bu dağda tapındılar. Oysa sizler tapınılması gereken yerin Yeruşalem olduğunu söylüyorsunuz.


Isa ona, ‘Kadın, öyle bir zaman geliyor ki, Baba Tanrıya ne bu dağda, ne de Yeruşalem’de tapınacaksınız. Tanrı, içtenlikle ve saygıyla tapınmamızı istiyor* Dedi Kadın Isaya, sözü edilen ve ‘Mesih denilen, Meshedilmiş Olan’ın geleceğini bildiğini, O gelince her şeyi kendilerine bildireceğini’ dile getirdi.


Isa, “Seninle konuşan ben, O kişiyim* dedi. Tam bu sırada Isa’nın öğrencileri geldi. Isa’nın bir kadınla konuşmasına şaşırdılar, ama bir şey sormadılar. Kadın su testisini kuyunun yanında bırakıp kasabaya koştu. Halka olanları anlattı. ‘Biriyle tanıştım. Bana yaptığım her şeyi anlattı. Beni tanımamasına karşın başımdan geçenleri bildi. Gelin görün. Acaba O, beklediğimiz Mesih olabilir mi? diye sordu.


Halk bunun üzerine Isaya gitti. Samiriyeli kadının tanıklığıyla o kasabada bulunan birçok Samiriyeli Isaya iman etti.