23 Mart 2016 Çarşamba

İslam’da Baba Hakki

Âyeti  kerîmelerin  bir çoğunda bu mevzu (Ana-baba) olarak geçmektedir.


«Ana-baba» yığ  birlikte mutaalaa  ederek, yukarki  sahifelerimizde her ikisinden de uzun uzun bahs  ettik. Sonra anne hakkını müstakil olarak ele aldık ve işledik. Şimdi ise baba bahsini de müstakil olarak ele alıp işlemek istiyoruz..


İslamiyet baba’ya, dâ  çok önem vermiştir. Şurası bir gerçektir ki  baba    aile reisidir. Evdeki lerin  tümünden O mes’uldu  . Mes’ul (sorumlu) olan şahsın gayet tabiidir ki din nazarında çok büyük değeri olmalıdır. İslamiyet ona ağır yükler yüklerken, bir yandan da onun pek değerli olduğunu, hanım  ve cocuklari tarafından saygı görmesi gerektiğini, eli öpülüp, sözünün dinlenmesi  icab ettiğini beyan etmiştir.


Neden mi?  İzah edelim:


Çünkü çoluk çocuğun nafakasını temin etmek için gecesini gündüzüne katan, akşama kadar, tarlada, yahut fabrikada, ya da başka bir şirkette, yahüt  devlet diresinde  çalışan, binbir maşakkatle didinen ve evine yorgun argın dönen babadır. Eşinin, kızının, oğlunun maddî ve ma’nevî  bütün sorumluluklarını üstüne alan yine odur. O’dur aile şerefi, haysiyeti ve namusunu koruyan! O’dur hanımına, kızına ve oğluna toz kondurmayan!..


O’dur hainlerin hiyanetin den,  canilerin cinayetinden, kötü bakışli insanların kem gözlerinden, serkeş ve hayasızların terbiyesiz sözlerinden koruyan! ‘ O’dur hanımının ismetinden, kızının iffetinden mes’ul olan! O’dur oğlunun ahlâkın dan, kızının karakterinden mes’ul olan! Onların her türlü ihtiyaçlarından, belirli bir zamana kadar sorumlu olan!


O’dur : “Onların (annelerin) maruf vechiyle yiyeceği, giyeceği, çocuk kendisinin olan (babaya) aittir”   Ayetine muhatab olan . Mademki onun böyle büyük bir sorumluluğu vardır.  Mademki ailenin bütün yükü onun sırtındadır.  öyleyse gerek aile nazarında, gerek toplumda ve gerekse milletin her ferdi nazarında onun büyük bir değeri olması gerekir.


Şurası da muhakkaktır ki, büyük sorumluluklar taşıyanlar, büyük değerlere sahip olurlar. Sorumlu bulunduğu şahıslar üzerindeki Hakkı da tabii o nisbetle büyük olur. İşte bu itibarla babaların hakkı hem büyüktür hem ele ödenemiyecek kadar ağırdır.


Bu hak tam manasıyla ödenmez amma, gayret etmek hiç olmazsa manevi mesuliyetten kurtulmak için bir evladın yapacağı hususlar şunlardır; Ona itaat etmek.  Sözünü dinlemek. Dünya malı ve maddi çıkarları için baba hakkını çiğnememek.  Baba’ya baş kaldırmamak.  Hele eşi için onu katiyen incitmemek.


Ashab-ı güzinden Ebuderda (r.a.),ya bir adam gelip şöyle der :


— Ben evlenmek istemiyordum.. Babam ısrar etti ve beni evlendirdi.  Şimdi de eşimi boşamamı istiyor, ne dersiniz?  Büyük Sahabi’nin cevabı :


  • Ne baban’a asi olmanı, ne de eşini boşamanı tavsiye etmem. Ama dilersen Peygamber aleyhisse-lam’dan işittiğimi sana nakl edeyim.

Onun şöyle buyurduğunu duydum |


“Baba, cennet kapılarının orta (kapısı) dır. Sen ister bu kapıyı muhafaza et, istersen bırak!”


Cennetin orta kapısı bırakılır mı hiç?  “Babalarınıza iyilik yapın ki evlatlarınız da size iyilik yapsınlar.”


Bu hadiste görüldüğü gibi, babalara, evlatları tarafından azami derece saygı gösterilmesi ve onlara ne pahasına olursa olsun (Küfrü, şirki ve masiyeti em- retmedikleri müddetçe) iyilik edilmesi emredilmişti. Bu bir peygamber emridir ki mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Şimdi burada önemli bir noktaya belirtmek ve üzerinde durmak yerinde olur.


Bir baba nâhak yere oğluna:”Haydi evladım, eşini boşa!” derse, baba dinlenmez; Kan boşanmaz, Böyle bir teklif karşısında evlad ne yapmalıdır. Onu da izah edelim : Böyle bir teklif karşısında, hem babayı hem de bir çok şekilde rivayetleri vardır. Bütün bu rivayetleri kısa yazılmasına dikkat ettiğimiz bu kitab da serd etmemiz mümkün değildir.


Bütün bu hadisler bize baba hakkının büyüklüğünü ifade ederler.   Evet, babalar, mal-mülk, para-mevki için katiyen feda edilmezler!


Konunun başında da arz ettiğimiz gibi, baba kıymeti bilmiyen, baba hakknın büyüklüğünü idraktan. Aciz olan çok kimseler vardır ki, basit ve geçici dünya menfaati için babalarını kırarlar, gücendirirler. Babalarına kafa tutarlar;  baş kaldırırlar. Çalışmazlar, babalarının ellerine bakarlar. Erginlik çağına geldikleri halde serserice dolaşırlar, gezerler; eğlenirler, Hep babalarının kesesinden.. Evet, hep babalarının cebinden.. Utanma, ar, hicab, haya denilen bir şey kalmamış artık..


İşte bu tip kimseler babalarının duasını değil; bedduasını, alırlar. Şu noktayı bilhassa belirtmek isterim insan baba beddüası almamalı. – Bu konuda ileride geniş bilgiler verilecektir Çünkü babanın bedduası tutar. Ben şahsen  bunu bir çok vesilelerle müşahede ettim.


Baba bedduası neden tuttuğunu, inşallah ilerideki konuların birinde izah edeceğiz. Gerekli Tafsilat orada verilecektir