13 Mart 2016 Pazar

Zenon, Mencius ve Dalaylama

Zenon


Kıbrıs’tı Zenon, Eskiçağ’m ünlü filozofu ve düşünürü. M.Ö. 335 ile 264 arasında Yunanistan’da yaşadı.


Doğruyu seçmeyi, arzuları yenmeyi, acılara katlanmayı öneren «stoacı» felsefenin kurucusu, Fenike’ll zengin bir tüccarın oğlu olan Kıbrıs’tı Zenon, M. ö. 312 yılında Atina’ya gitti, bu şehri beğenerek oraya yerleşti. Zenon, stoa okulunu kurmadan fince, öğrenci olarak öteki okulların tümünden geçti. «Stoa», yunanca, direklere dayanmış açık dehliz anlamına gelir. Derslerini böyle bir dehlizde veren Zenon’un kurduğu okul da «Stoa okulu» adını almıştır. Stoacılar bir yandan üzüntü ve acı karşısında matanetlnl kaybetmeyerek, bunlara sabırla katlanmayı, diğer taraftan da vücudu ruhun hükmü altına alabilmesi için insanın iradesine var gücüyle »bir Stoa’lı gibi» sahip olmasını öğütlerlerdi. Stoacılara göre düşünce, maddeden daha kuvvetli, İrade ise maddi ve manevi acıdan daha güçlü olmalıydı. Stoacılık, yarattığı büyük İrade gücüyle bütün büyük ülküler peşinde koşan kimselere rehber olmuştur.


Mencius


Mingdzı yahut lâtinceleştirilmiş adıyla Mencius. Çinli filozof, M.Ö. 372’de Dzu’da (Çin) doğdu, M.Ö. 289’da aynı yerde öldü. Eskiçağ’da, yoksullar ve ihtiyarlar için bir çeşit sosyal güvenlik örgütü kurdu.


Mencius, Konfüçyüs’ün çömezi olan ve onun fikirlerini benimseyen İlk yetenekli yazardır. O da hocası Konfuçyüs’ü örnek alarak, eserlerinde insanseverlik ve adalet gibi iki büyük fazilet üzerinde durur, hümanist bir ideali savunur. Üslûbunda yaşayan bir kişilik sezilir. Ona mal edilen Çin İlâhileri bunun en güzel örneğidir. Mencius, cesur bir toprak dağıtımı önerdi: Köylülere dağıtılacak her toprak bölümünün ortasında, devlete de, mutlaka bir bölüm ayrılmasını İstedi. Ekilen toprağın bu parçasında yetiştirilen ürün, ülkedeki ihtiyarların bakımına ayrılacaktı. Bu, gerçek anlamda bir emekli sandığıydı. Bir Çin imparatoru, Vang-Mang, onun sosyal adalet ilkelerini, M. S. 15 yıllarına doğru uyguladı. Bolluk yıllarında depoladığı yiyecekleri, kıtlıkta dağıttı.


Dalaylama


Tibet’lilerin dinî ve siyasî önderine verilen addır. İlk Dalaylama XV. yüzyılda ortaya çıktı. Tîbet’lilerce Dalay-lama, Buddha’nın ruhunun yeryüzünde insan biçiminde belirişi kabul edilir. Tibet çok garip bir ülkedir. Tibet’tiler, Asya’nın merkezinde, Himalaya dağları zincirinin kuzeyinde, genellikle 4500 metreden daha yüksek yerlerde apayrı bir hayat sürerler. 1959 yılına kadar Dalay-lama, başkent Lhassa’daki garip ve uçsuz bucaksız Potala sarayında yaşamaktaydı. Dalay-lama bu muazzam sarayda, kendini öğrenime, duaya verir, derin dinî düşüncelere dalardı. Çevresinde İse lama denilen birçok din adamı bulunurdu, ilk Dalay-lama 1474 yılında ortaya çıkmıştır. Sonuncu yâni 14’üncü Dalay-lama ise 1959 yılında Tibet. Çinliler tarafından istilâ edilince Hindistan’a sığındı. Geleneğe göre Dalay-lama ölünce İlâhî ruhu 49 günlük bir aradan sonra yeni cjoğan bir çocukta tekrar canlanır. Lamalar bütün ülkede onu ararlar, vücudundaki olağanüstü İşaretlerden onu tanıyıp yanlarına alırlar ve yetiştirirler.